İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ALANYAZIN

Öne çıkarılan

ALANYAZIN

ALANYAZIN – CRES Journal Eğitim Bilimleri Eleştirel İnceleme Dergisi – Journal of Critical Reviews in Educational Sciences ALANYAZIN eğitim konulu…

Türkiye’de okul yöneticiliği uluslararası bir platforma taşınabilir mi? -Bir konferansın ardında akılda kalanların reaksiyonu

Haziranın son haftası İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Öncü Yöneticiler Derneği ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği Uluslararası Okul Yöneticileri Konferansı özellikle uygulama aktörleri olan okul yöneticileri ve öğretmenler başta olmak üzere okul içi paydaşları bir araya getirmeyi hedeflemiştir. İkincisi düzenlenen konferans (2nd International School Principals Conference / ISPC2021) online ortamda gerçekleştirildi. Bu bağlamda konferansın kapsamı, niteliği, akademik kurulları, organizasyonu ve çıktılarının değerlendirilmesine odaklanılmıştır.

Eğitimde Alternatif Bir Model: Eğitim Kooperatifleri ve Kooperatif Okullar[1]

Neoliberal politikaların ve küreselleşmenin etkisiyle eğitim hizmetlerinin yalnızca kamu değil, özel sektör kaynakları ile de desteklenmesi fikri ortaya çıkmıştır. Bu durum da özel öğretim kurumlarının niceliksel olarak artış göstermesini; bireylerin talepleri ve imkanları doğrultusunda eğitim süreçlerini bu kurumlarda da devam ettirmesini sağlamıştır. Burada karşımıza özel sektör teşebbüsleri ile kurulmuş zincir okullar veya bireysel okulların yanı sıra farklı bir yapılanmaya sahip olan eğitim kooperatifleri ve bu kooperatifler tarafından kurulmuş özel öğretim kurumları da çıkmaktadır. Çalışmada kooperatifçilik, eğitim kooperatifçiliği ve kooperatif okul modelinin gelişimi, kooperatif okul modelinin dünyadaki ve Türkiye’deki durumu açıklanmıştır.

“OKULUN MİKROPOLİTİĞİ” KİTABI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Okul içi aktörler ulusal bir eğitim politikasını rekabet ve/ya iş birliği temelinde hem bireysel hem örgütsel maksimum fayda gözeterek esnek bir şekilde yorumlama ve uygulama yoluna gitme eğiliminde olduklarından uygulamaların geniş bir skalasını konu alan mikropolitikalar son yıllarda eğitim alanındaki uygulayıcıların ve araştırmacıların ilgisini çekmeye başlamıştır. Bu yazıda mercek altına alınan Okulun Mikropolitiği kitabı da böyle bir sürecin ürünü olarak görülme acısından incelenmiştir

Türkiye’de Okul Özerkliği ve Özgürlükçü Eğitim Anlayışı

Günümüzde Birleşmiş Milletlere üye yaklaşık 193 ülkenin yarısından fazlasının demokrasiyle yönetilmekte olduğu gözlemlenmektedir. Bu açıdan sahip olduğumuz eğitim felsefesinin de demokratik bir toplum oluşumuna katkı sağlaması beklenir. Yazıda okul özerkliği bu çerçevede ele alınmaktadır. Türkiye’de okul özerkliği, Anayasa’nın 42/3 maddesi çerçevesinde incelenmiştir. Bu maddede belirtilen anlayışla eğitim sistemimizin modern eğitim anlayışına ve buna bağlı olarak düşünülen okul özerkliği anlayışına ulaşmanın mümkün olamayacağı üzerinde durulmuştur. Okul özerkliğinin gerçekleşmesinde dört konunun önemli olduğu anlatılmıştır: Bunlar insan düşüncesinin her zaman özgür olması, insana formasyon ve disiplin kazandırmak, insanın ruh, beden ve zihin şeklinde üç boyutu olduğu düşüncesinden hareketle eğitim sistemimizin de üç boyutlu olması gerektiği ve eğitimin bir beyin yıkama faaliyeti olmaktan çıkarılması gerektiğidir. Buradaki ana düşünce devletin öğrencinin iyi eğitim almasının altyapısını oluşturması gerektiğidir. Eğitim sistemindeki tercihler demokrasinin gelişmesi yönünde yapılırsa okul özerkliğinin gerçekleştirilmesi yönünde atılan adımların gerçekleşme şansının daha yüksek olduğu, eğitimin çıktılarının da o ölçüde başarılı olacağı düşünülmektedir.

YERLEŞİK TERAPİ KABULLERİNİ YIKAN BİR YAKLAŞIM: PROVOKATİF TERAPİ

Frank Farrelly ve Jeff Brandsma tarafından geliştirilen geleneksel psikoloji kuramlarından oldukça farklı anlayış ve teknikler barındıran uluslararası alan yazında bir postmodern ve kısa süreli terapi yöntemi olarak ses getirmiş “Provokatif Terapi” ile ilgili Türkiye’de yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Danışanın direncini kırmadaki hız ve etkililiği, mizahî tarzı ve ters psikoloji teknikleri ile eğlenceli ve özgün bir postmodern yaklaşım olan provokaterapi, yaklaşık olarak dört oturum süren kısa süreli bir terapi tekniğidir. 1963 Temmuz’undan beri provokatif terapiyle alakalı Amerika, Avrupa ve Avustralya’da sempozyum ve çalıştaylar düzenlenmiş; eğitimler verilmiş, günümüzde de terapinin resmi internet sitesinde etkinlikler, online içerikler, güncel eğitimler ile ilgili çok sayıda bilgi yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı provokatif terapinin kuramsal temeli, temel ilkeleri, geçmişten günümüze uygulama alanları hakkında yapılan araştırmaların özetlenip bütünlük içinde derlenerek alanyazına katkı sağlamaktır.