İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ALANYAZIN

Öne çıkarılan

ALANYAZIN

ALANYAZIN – CRES Journal Eğitim Bilimleri Eleştirel İnceleme Dergisi – Journal of Critical Reviews in Educational Sciences ALANYAZIN eğitim konulu…

İşitme kayıplı bireylerde eğitim: işitsel-sözel terapi yöntemi

Özet: Dil ve konuşma edinimi için yaşamın erken yılları oldukça önemlidir. Bu dönemde yaşanan ve erken tanılanamayan bir işitme kaybı, çocuğun dil ve konuşma gelişiminin işiten akranlarına göre geride kalmasına neden olacaktır. Bu durum çocuğun; psikolojik, sosyal ve akademik hayatını olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle işitme kayıplı bir çocuğun; işitme kaybı olabildiğince erken sürede tanılanmalı ve işitme kaybına uygun işitme cihazı/koklear implant kullanımına başlatılmalıdır. Bunlara ek olarak, çocuğun dinleme potansiyelini gelişmesi ve dil gelişiminde işiten yaşıtlarının seviyesine ulaşabilmesi için uygun eğitim programına alınması gerekmektedir. İşitme kayıplı çocukların eğitiminde en yaygın kullanılan yöntem, işitsel-sözel terapidir. Ancak, bu yöntemle ilgili kaynakların çoğu yabancı literatüre aittir. Bu çalışmanın amacı; işitsel-sözel terapinin içeriği hakkında bilgi vermek, terapi sonrası elde edilen başarıları tartışmak ve işitsel-sözel terapi ile ilgili literatürde bulunan bilgileri derleyerek aktarmaktır.

Pedagojik bir araştırma olgusu olarak çocukluk

Çocukluk, insanın biyolojik bir evresini ifade etse de çocukluğun biyolojik sınırları için ortak bir görüş bulunmamaktadır. Çocukluğun biyolojik sınırı için evrensel olarak kabul edilen en net yaş aralığı, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin birinci maddesinde 18 yaşına kadar her insanın çocuk sayıldığı şeklinde ifade edilmiştir.  Çocukluğun belirli yaş aralıkları ve biyolojik bir evre olarak ele alınması onun yalnızca gelişimsel boyutunu içermektedir. Oysaki çocukluğun toplumsal boyutu da bulunmaktadır. Çocukluk Çalışmaları, çocukluğu disiplinler arası bir perspektifle ele almakta; çocukluk deneyimlerini tarihsel ve çağdaş boyutlarıyla anlamaya çalışmaktadır. Çocukluk kavramının, modern bir tartışma konusu olarak ortaya çıktığı tarihsel süreç ile çocuğun eğitiminin tartışma konusu olmaya başladığı tarihsel süreç arasında bir uyumluluğun söz konusu olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, bir disiplin olarak çocukluk çalışmalarının yaklaşık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayan serüveni ele alınmış ve çocukluk çalışmaları pedagojik olgular çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Corporate communication as a substantial function in higher education management

This study aims to reveal the benefits of corporate communication for higher education institutions. Within this scope, we address the areas that higher education systems are currently struggling with and discuss the factors that force institutions to change in light of the literature. In these circumstances that force higher education systems to change, we analyzed the need for well-planned communication studies for higher education institutions. We present evaluations on the potential impact of corporate communication efforts on the performance and success of higher education institutions, which have a wide stakeholder ecosystem. We determined the advantages that corporate communication provide to higher education management in the dimensions of basic management processes such as decision making, planning, organization, coordination, control, and evaluation.

Medya etiği ve medya okuryazarlığı eğitimi üzerine bir inceleme

Medyanın etki gücünün doğru kavranması ve yönetilmesi kapsamında medya etiği kavramının anlaşılması önemlidir. Bu çalışmada öncelikle medya etiği kavramı farklı yönleriyle ele alınarak bu konuda bireylerin bakış açısı geliştirmelerine ve farkındalıklarının artırılmasına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bu bağlamda medya etiği kavramı; medyanın işlevi ve etkileme gücü, medya etiği, medya etiğinin tarihsel gelişimi ve medya özdenetim sistemleri başlıkları altında ele alınmıştır. Çalışmada daha sonra medya etiği ve medya okuryazarlığı eğitimi arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur. Medya okuryazarlığı eğitiminin hem yetişkinler hem de çocuklar için eleştirel farkındalık kazanma, bilinçli vatandaş olma ve medyayı etkin kullanma gibi birçok konudaki yararı ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Çalışmada ayrıca medya okuryazarlığı eğitiminin başarıya ulaşmasında ve çocukların bu eğitimden en üst düzeyde yararlanmalarında öğretmenlerin konuya ilişkin tutum ve yeterliklerinin belirleyici olduğu vurgulanmıştır.

Hindistan eğitim sistemi

Dünya’daki en büyük ülkelerden biri olan Hindistan’ın eğitim sisteminin temel politikalarından biri herkese eşit eğitim imkânı ve azınlıkların kendi kültürlerine göre bir eğitimden yararlanma hakkı sunmaktır. Hindistan’ın geniş coğrafyası eğitim yönetimi yarı-federal bir yapılanma yönünde etkilemiştir. Okul eğitimi ilk sekiz yılı zorunlu olmak üzere 5+3+2+2 şeklinde yapılandırılmıştır.  İlköğretimde okullaşma oranı %90’ın altındadır, bu oran ortaöğretim kademesinde %66’dır. Hindistan en büyük yükseköğretim hacmine sahip ülkelerden biridir ve büyük oranda devlet tarafından finanse edilen kurumlarda sunulmaktadır. Hindistan’da eğitim programları çekirdek bir program üzerine farklı bölgelerdeki ihtiyaçlara göre derslerin belirlenip eklendiği esnek bir programdır. Gerek öğretmen gerekse yönetici atama biçimleri ve hakları eyaletler ve bölgelere göre değişmektedir. Eğitim okul düzeyinde ve ulusal düzeyde çok çeşitli sınavlarla değerlendirilmektedir. Eğitimin finansmanı merkez hükümet ve eyalet hükümetlerinin katılımıyla sağlanmaktayken, eğitim düzeyine göre harcama oranları değişmektedir. Gelişmişlik düzeyi olarak sıralamaların altında olsa da özellikle yükseköğretim kapasitesiyle eğitim Hindistan için büyük bir güçtür.