İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ALANYAZIN

Öne çıkarılan

ALANYAZIN

ALANYAZIN – CRES Journal Eğitim Bilimleri Eleştirel İnceleme Dergisi – Journal of Critical Reviews in Educational Sciences ALANYAZIN eğitim konulu…

Sosyal bilgiler dersinde sanat ile umudun tesisi

Bu çalışmada umut kavramı, yükselen şehirlerde kendisini baskılamak zorunda kalan bireyin maruz kaldığı sancıdan kurtulmasının yolu olarak kabul edilmektedir. Çalışma içerisinde umut, gelecek fetişizminden öte bireyi harekete geçirme gücüne sahip olan bir erdem olarak kabul edilmektedir. Birey umut sayesinde kendisini gerçekleştirmenin peşinde koşacak, karşılaştığı sancılı zorlukları aşacak bir araç olarak kullanarak devam edebilme gücünü kendisinde bulacaktır. Bireyin devam edebilmesi toplumun da var olmaya devam edebilmesi anlamına gelmektedir. Bu sebeple bireyin kendiliğinde varlığı elzem olan umudun tesis edilebilmesi için eğitim iyi bir aracı olacaktır. Eğitimin sanat yolu ile umudu sağlamasının pratiği olarak sosyal bilgiler dersi örneği üzerinde durulmaktadır. İçeriği sosyal olana dair olan sosyal bilgiler dersinin, kendiliği tesis etmek ve yok olan müphemliği yeniden var etmek için gerekli araç konumunda olan sanat yardımı ile bireyde motivasyon ve büyülenme sağlayarak bir amaca ilişkin devam edebilme itkisi olan umudu tesis edebilme gücüne sahip olduğu düşünülmektedir.

Bir kopma süreci: okula yabancılaşma

Özet: Bireyin kendisi ve sosyal çevresinden uzaklaşarak kopması sonucu meydana gelen yabancılaşma kavramı insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Felsefe, sosyoloji ve psikoloji gibi çeşitli disiplinler tarafından araştırma konusu olan yabancılaşma birçok düşünür ve filozof tarafından da incelenmiştir. Yabancılaşmanın meydana geldiği alanlardan biri de eğitimdir. Eğitimde yabancılaşma, öğrencinin okul ortamında ait olma ve bağlanma duygusunun olmaması olarak tanımlanmakta ve bu durum okula yabancılaşma olarak ifade edilmektedir. Okula yabancılaşma, öğrencinin öğrenme sürecinden kopması ve içinde bulunması gereken etkinlik veya topluluklardan uzaklaşmasıdır. Okula yabancılaşan öğrenci bir süre sonra farklı davranışlar sergilemeye başlayabilir. Bu durum kendini ders düzenini bozma, düşük akademik başarı, dersten kaçma ve akranları ile anlaşamama gibi eylemler ile göstermektedir. Sonuç olarak okula yabancılaşma öğrencilerin okul, arkadaş ve ailelerinden kopmalarına ve uzaklaşmalarına sebep olabilmektedir. Ancak okulda güvenli bir ortamın oluşturulması, uyum ve tanışma etkinliklerinin uygulanması gibi önleyici faaliyetler yoluyla okula yabancılaşmanın önüne geçilebilir.

İşitme kayıplı bireylerde eğitim: işitsel-sözel terapi yöntemi

Özet: Dil ve konuşma edinimi için yaşamın erken yılları oldukça önemlidir. Bu dönemde yaşanan ve erken tanılanamayan bir işitme kaybı, çocuğun dil ve konuşma gelişiminin işiten akranlarına göre geride kalmasına neden olacaktır. Bu durum çocuğun; psikolojik, sosyal ve akademik hayatını olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle işitme kayıplı bir çocuğun; işitme kaybı olabildiğince erken sürede tanılanmalı ve işitme kaybına uygun işitme cihazı/koklear implant kullanımına başlatılmalıdır. Bunlara ek olarak, çocuğun dinleme potansiyelini gelişmesi ve dil gelişiminde işiten yaşıtlarının seviyesine ulaşabilmesi için uygun eğitim programına alınması gerekmektedir. İşitme kayıplı çocukların eğitiminde en yaygın kullanılan yöntem, işitsel-sözel terapidir. Ancak, bu yöntemle ilgili kaynakların çoğu yabancı literatüre aittir. Bu çalışmanın amacı; işitsel-sözel terapinin içeriği hakkında bilgi vermek, terapi sonrası elde edilen başarıları tartışmak ve işitsel-sözel terapi ile ilgili literatürde bulunan bilgileri derleyerek aktarmaktır.

Pedagojik bir araştırma olgusu olarak çocukluk

Çocukluk, insanın biyolojik bir evresini ifade etse de çocukluğun biyolojik sınırları için ortak bir görüş bulunmamaktadır. Çocukluğun biyolojik sınırı için evrensel olarak kabul edilen en net yaş aralığı, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin birinci maddesinde 18 yaşına kadar her insanın çocuk sayıldığı şeklinde ifade edilmiştir.  Çocukluğun belirli yaş aralıkları ve biyolojik bir evre olarak ele alınması onun yalnızca gelişimsel boyutunu içermektedir. Oysaki çocukluğun toplumsal boyutu da bulunmaktadır. Çocukluk Çalışmaları, çocukluğu disiplinler arası bir perspektifle ele almakta; çocukluk deneyimlerini tarihsel ve çağdaş boyutlarıyla anlamaya çalışmaktadır. Çocukluk kavramının, modern bir tartışma konusu olarak ortaya çıktığı tarihsel süreç ile çocuğun eğitiminin tartışma konusu olmaya başladığı tarihsel süreç arasında bir uyumluluğun söz konusu olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, bir disiplin olarak çocukluk çalışmalarının yaklaşık 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayan serüveni ele alınmış ve çocukluk çalışmaları pedagojik olgular çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Corporate communication as a substantial function in higher education management

This study aims to reveal the benefits of corporate communication for higher education institutions. Within this scope, we address the areas that higher education systems are currently struggling with and discuss the factors that force institutions to change in light of the literature. In these circumstances that force higher education systems to change, we analyzed the need for well-planned communication studies for higher education institutions. We present evaluations on the potential impact of corporate communication efforts on the performance and success of higher education institutions, which have a wide stakeholder ecosystem. We determined the advantages that corporate communication provide to higher education management in the dimensions of basic management processes such as decision making, planning, organization, coordination, control, and evaluation.